
Musikiye Dair`;
Zengin Kültür mirasımız içerisinde bulunan musikimiz insan yaşamı içerisindeki yerini almakta, bu akıp giden yaşam süreci içerisinde kendine bir yer edinmektedir. Bu kültür zenginliği içerisinde müziğimiz bir çok özelliğe bir çok güzelliğe sahiptir. Baki kalan bu kubbede hoş bir seda denir ya o hoş olan sedanın üzerimizde bıraktığı etkiyi hepimiz yaşamışızdır. insanın beden yorgunluğunu atabilmesi için nasıl ki dinlenmesi gerekiyorsa ruhen de rahatlamasını sağlayacak unsurlardan biriside musikidir . İbrahim hakkı hazretleri marifetnamesinde ’’Musikimizde bulunan her bir makamın nice derde deva nice hastalıklara şifa nice tabiata safa nice kalbe cila ve nice ruha gıdadır.’’ demiştir.
Musiki seslerin ilmidir bu ilmin kapsamına fizik, matematik, edebiyat, tarih, coğrafya, arkeoloji, felsefe gibi ilimlerle estetik gibi birçok konular girmektedir. Tarih boyunca musikimizin edebi, ilmi tarifleri yapılmıştır bunlar içerisinde en yaygın olanını tarif edecek olursak musiki : bir duygu bir düşünce veya doğal bir olayı anlatmak için ölçülü ve ahenkli sesleri belli bir sanat anlayışı içinde ritimli veya ritimsiz olarak estetik bir şekilde bir araya getirme sanatıdır .
Değerli okuyucular:
Yüce Allah insanlara seslerini kullanarak güzel şeyler üretme kabiliyeti vermiştir. Ses pek çok canlı tarafından kullanılan önemli bir iletişim aracıdır. Musiki sesle iletişimin estetik boyutudur iletişime katılan bir ahenk ve güzelliktir. Mesajların insan ruhuna tesirli şekilde nüfuz edişinde bir üsluptur. Bu bağlamda müzik, eşyanın tabii hareketiyle ortaya çıkan seslerden oluşabileceği gibi insan tarafından bizzat şuurlu bir şekilde üretilebilmektedir.
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy diyor ki:‘’Bu ezanlar ki; şehadetleri dinin temeli
Ebedi yurdumun üstünde inlemeli’’ derken o aşk ile okunan ezanlarımızın neyi temsil ettiği daha doğrusu dinleyen kitleleri nasıl etkisi altına aldığı, o an insana ne duygular yaşattığı dikkatle üzerinde durulması gereken konulardandır. O ilahi mesajın semalarda nasıl yankılandığı ve bu mesajı okuyan kişilerin topluma nasıl ilettikleri önemlidir. Bu mesajı iletmek için yeterli derecede musiki, makam, ses, nefes ve benzeri gibi özelliklere sahip olmaları son derece önemlidir.
Değerli okuyucular insan doğduğunda ve adı konulurken kulağına ezan okunur. Bunu biraz büyüyünce annelerimizin çocuklarını uyutmak için söylediği ninniler takip eder. Düğünlerde, bayramlarda, asker uğurlama ve karşılama törenlerinde, özel günlerde hatta savaşlarda bile bu toplum musikiye yer vermiştir. Ayrıca tarihimizde tıbbi mevzular arasında belirli hastalıklar hususunda musikiyle tedavinin ciddi şekilde ele alınması insan ruhunda musikinin meydana getirdiği değişimlerin çok iyi tespit edildiğini göstermektedir. Bazı hastalıkların musiki ile tedavisi mümkündür. Musiki makamlarımızın insan üzerindeki etkileri şüphesiz bulunmaktadır.
Hz. Mevlana’ya göre musiki yüce Allah’ın lisanıdır. Yüce yaratıcı Bezm-i Elest’te ruhlara musikiyle seslenmiştir. Bu sebepten hangi milletin hangi dilden olursa olsun insanlar musikiyle aynı duyguları paylaşabilmektedir. Hiçbir sanat insan ruhuna musiki kadar doğrudan doğruya ve içinden kavrayacak şekilde etki edemez. Ruhu kir ve paslardan temizlediği gibi ona batmış olan dikenleri de ayıklayarak tedavi eder. Yapılan bir araştırmada musiki ile uğraşan kişilerin düzenli nefes aldıkları, diyaframlarının harekete geçtiği, moral motivasyonlarının yüksek olduğu, kan dolaşımlarının hızlandığı, bağışıklık sistemlerinin güçlendiği ve insan vücudunun bedenen ve ruhen rahatladığı sonucunaulaşılmıştır.
Bilindiği gibi bizim kültürümüzde musikinin önemi, yeri tartışılmazdır. Ülkemizde müzik kültürüne Üniversitelerimiz, Türkiye Radyo Televizyon kurumlarımız, Belediye Konservatuarlarımız, Musiki derneklerimiz ve buna benzer mekanlarımız bu kültürü yaşatmak için çaba sarf etmektedirler. Bunlar fasıllar, meşkler, oyunlar, gösteriler, atışmalar, deyişler, sohbetler ve benzeri unsurlarla bu mekânların içini doldurmakta ve bu mekânların özelliğini ve güzelliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca bu mekânların sanatı ve sanatçıyı destekleme rolü de büyüktür.
Bu mekânlarla Türk toplumu milli kültürünü korumuş ve bu kültürün devamlılığını göstermiştir. Bizlere düşen görev kültürümüzün bir parçası olan musikimize gerekli hassasiyeti göstermeli ve gelecek nesillere aktarımını sağlamalıyız.
Kaynak:
Önder, Mehmet, Mevlana’dan Güldeste
Yılmaz Öztuna, Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi, Ankara 1990, Cilt 2,
Rauf Yekta Bey, Türk Musikisi, İstanbul 1986
Laike Karabey Akıncı, Garplı Gözüyle Türk Musikisi, İstanbul 1963
KSÜ İLAHİYAT FAKÜLTESİ
TÜRK DİN MUSIKİSİ ANABİLİM DALI BAŞKANI
ÖĞR.GÖR.AHMET GÖRÜZOĞLU

