Teketek Haber

NUSRETÜDDİN HASAN BEY DÖNEMİ

NUSRETÜDDİN HASAN BEY DÖNEMİ
19 Şubat 2018 - 20:47

Maraş Uç Beyliği’ne, Hüsameddin Hasan Bey’den sonra oğlu Melik İbrahim’in geçmesi gerekirken, onun bu göreve getirilip getirilmediğiyle ilgili bir bilgiye rastlanılmamaktadır. Ancak Hüsameddin Hasan beyin oğlu olan Melik İbrahim’in, I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in vefat etmesinden sonra oğulları olan I. İzzeddin Keykavus ile I. Alaeddin Keykubad arasındaki taht mücadelelerinde rol oynadığı bilinmektedir.[1]

Maraş Emirliği’ne Hüsameddin Hasan Bey’den sonra, Nusretüddin Hasan bey getirildi. ZiraI. Gıyaseddin Keyhüsrev vefat ettikten sonra ortaya çıkan taht mücadelesinde Melik İbrahim, muhtemelen I. Alaeddin Keykubad’ı desteklemiştir. Buna karşın oğlu Nusretüddin Hasan Bey ise I. İzzeddin Keykavus’u desteklemiştir. Hatta o, I. İzzeddin Keykavus’u tahta getirecek kadar etkili faaliyetlerde bulunmuştur. Böylece Nusretüddin Hasan bey, Maraş Emirliği’ne Sultan tarafından getirilmiş olmalıdır. Ayrıca Melik İbrahim’in bir sebeple Franklara esir düşmesi de muhtemeldir. Zira I. İzzeddin Keykavus’un 1216’daki Antalya kuşatması sırasında Melik İbrahim’in de adı geçmektedir. İşte bu tür sebeplerden dolayı Maraş Emirliği’ne Nusretüddin Hasan Bey getirilmiş olmalıdır.[2]

Maraş, 1186 sonrası birkaç kez Selçukların elinden çıkmıştı. 1208-1209 yıllarında I. Gıyaseddin Keyhüsrev, Maraş’ı Ermenilerden tekrar aldı. Bu seferden sonra Hüsameddin Hasan Bey’in torunu Nusretüddin Hasan Bey melik olarak atandı. Zira 1211 tarihinde Nusretüddin Hasan beyin Maraş Emirliği’nin başında bulunduğu görülmektedir. Bu sefer sırasında Nusretüddin Hasan Bey, sultan I. Gıyâseddin Keyhüsrev’in güvenini de kazandı.[3]

Nusretüddin Hasan Bey, Selçuklu ümerası arasında oldukça etkili olan biriydi. I. İzzeddin Keykavus, sultanlığa geçtikten sonra desteklerinden dolayı Nusretüddin Hasan beye gereken teveccühü gösterdi.[4]Nusretüddin Hasan beyle ve onun bu girişimiyle ilgili olarak İbn Bibi, oldukça methedici ifadeler kullanmaktadır. Örnek olması hasebiyle İbni Bibi’den[5]  aşağıdaki paragrafın alıntılanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

“-Yetimlere şefkat gösterip para verir ve dul kadınları himâye eder- sıfatını taşıyan, yüzü goncadan daha güleç; eli yağmur bulutundan daha cömert; ihtiyaç gecelerinin karanlığında sıradan ve seçkin kimselerin dünyasında ay ışığı gibi parlayan; sahip olduğu toprak parçasının darlığına rağmen, kalbi denizden daha geniş, dergâhı cennet bahçesi gibi güzel ve huzur verici, devletinin alnında Feridun’un büyüklüğü ve Kisra’nın haşmeti bulunan, hiç kimsenin nimetlerinden faydasız kalmadığı kendisine başvuran hiçbir düşkünün ebedi bir refaha kavuşmadan yanından ayrılmadığı, bu dünyada kazandığı şöhrete hiçbir padişahın ve sultanın sahip olmadığı Maraş meliki Emir Nusretuddin el Hasan b.İbrahim’in- Allah adını her zaman dünyada iyilikle anılmasını sağlasın, onu ahirette en yüksek derecelere yükseltsin- şehadet parmağı, soylu meliklerin ileri gelenlerinden, Sultan’ın çocuklarının büyüklerinden olan Melik İzzeddin Keykavus’un seçkin adının üzerine kondu…”          

Selçuklu hanedanı arasındaki taht mücadelelerinden istifade eden Ermeni Prensi Leon, Selçuklu topraklarına bir saldırı düzenleyerek bazı yerleri ele geçirdi. İzzeddin Keykavus da Ermenileri cezalandırmak maksadıyla 1216’da Maraş’a hareket etti. Halep Eyyubi meliki davet edilmesine rağmen, bu sefere katılmadı. Çünkü diğer Eyyubi melikleri, Ermeniler üzerine sefer yapılmasını istemiyorlardı. Keykavus, Eyyubilerden yardım alamayınca, Maraş emiri Nusretüddin Hasan beyi Maraş – Antakya arasındaki Balat’ı ele geçirmesi için gönderdi. O Balat’ı alarak burada bulunan Ermenileri de sultan adına cezalandırdı. Bunun ardından Sultan, Ermeni Prensliği üzerine de bir sefer düzenledi. Nusretüddin Hasan bey bu sefere de iştirak etti. Bu sefer sırasında Çinçin ve Haçin kaleleri ile Geben fethedildi. Bunun üzerine Ermeni Prensi de Selçuklulara bağlı kalacağına dair söz verdi.[6]

Sultan İzzeddin Keyakavus, Ermeni seferlerinden sonra, 1218 ilkbaharında Halep civarına bir fetih hareketi düzenledi. Bu fetih hareketi sırasında ona doğu eyaletlerinden ve uç Türkmenlerinden yardımlarda bulunuldu. Bunların içerisinde de en büyük rolü Maraş Emiri Nusretüddin Hasan b. İbrahim üstlendi.[7]Zira Sultan, sefere başlamazdan evvel Haleb’i almaya niyet ederek, Sahib Mecdeddin Abi, Melikü’l-ümarâ Seyfeddin Ay-aba, Zeyneddin Başara ve Mübarizeddin Çavlı gibi ülkenin ileri gelenlerini yanına çağırarak, bu düşüncesini dile getirmişti. Bu ileri gelen devlet adamları bu düşünceye ilk başta sıcak bakmamışlarsa da sultanın bu işte ısrarlı olduğunu görünce bunu kabul ettiler. Bunun üzerine Sultan, Nusretüddin Hasan beye bir ferman göndererek, saltanat kafilesinin birçok asker ve birliklerle onun bölgesine doğru geldiğini, askerlerini ve adamlarını hazırlamasını, piyade ve süvarilerini göreve çağırmasını, birçok silah ve mancınıkların da hazırlanmasını emretti. Ayrıca Sultan, Sivas ve Malatya gibi yerlere de haber yollayarak toplanacak askerlerin ve kuvvetlerin Elbistan sahrasında hazır olmalarını da emretti. Maraş’ta ise önemli oranda Selçuklu ordusunun hazırlığı bulunuyordu. Bu suretle 20 gün gibi bir süre içinde muazzam bir ordu vücuda getirildi. Ardından, Sultan’ın kendisi de Elbistan taraflarına doğru hareket etti. Sultan, Elbistan’a geldiğinde önce halka açık bir eğlence meclisi tertip ettirdi. Ertesi gün de bir meşveret (istişare) meclisi kuruldu. Bu sırada Nusretüddin Hasan Bey de büyük bir ordu ve birçok askeri teçhizatla birlikte Sultan’a katıldı. Onun bu tutumu sultanın çok hoşuna gitti. Bu suretle Nusretüddin Hasan beyin de yardımıyla Selçuklu ordusu Merzuban ve Raban (Ruban)kalelerini fethederek, Tel-başer’e (Telbaşir)geldiler. Burası 10 gün kadar bir süre geçmesine karşın ele geçirilememişti. Bunun üzerine Sultan bu kasabanın bütün üzüm bağlarının ve ağaçlarının kesilmesi emrini verdi. Bu stratejik hamle ile kale ahalisi kendilerinin tüm geçimlerinin bunlardan sağlandığını ve bunlara dokunulmayarak, kendilerine Selçuklu Devleti’nden bir timar verilmesi halinde kaleyi sorunsuz teslim edeceklerini bildirdiler. Bu teklifleri kabul olunarak burası da ele geçirildi. Böylece, Raban kalesine Nusretüddin Hasan beyin damadı, Tel-başer kalesine de Nusretüddin Hasan beyin kardeşi tayin edildi. Ayrıca Sultan, seçkin ve güvenilir adamları ile muhafızlarını da onun yanında görevlendirdi. Ancak Eyyubi meliklerinin ihaneti üzerine sultan bu seferden geri çekilmek zorunda kaldı. Tel-başer ve Raban kaleleri de bu bağlamda kaybedildi. Bu iki kalenin savunma yapmadan kaybedilmesi üzerinesultan, buralara atadığı kişileri öldürttü.[8]

Nusretüddin Hasan beyin, Sultan I. İzzeddin Keykavus’un yanında önemli bir yeri olmasında, onun hizmetleri önem arz etmektedir. Zira hem 1216’da ve daha sonraki tarihlerde Ermenilere karşı düzenlenen seferlerde, hem de 1218’deki Halep seferinde Nusretüddin Hasan beyin oldukça önemli yardımları görüldü.

  1. İzzeddin Keykavus zamanında, Nusretüddin Hasan beyin idaresi altındaki topraklar genişletildi. Sultan Keykavus’dan sonra onun halefi olan Sultan I. Alaaddin Keykubâd’ın iktidarının ilk dönemlerinde de Nusretüddin Hasan beyin beyliği devam etti.[9]

Kilikya Ermenilerinin 1225’te Suriye-Anadolu kervan yollarını tehdit ederek Müslüman tüccarlara zarar vermeleri üzerine Selçuklu ordusu iki koldan saldırıya geçerek Kilikya’ya girdi. Nusretüddin Hasan Bey, bu sefer sırasında da kuvvetleriyle beraber sultana yardımlarda bulundu.[10]

Nusretüddin Hasan Bey, 1234’te Alaaddin Keykubat’ın, Eyyubilere karşı çıktığı sefere de katıldı. Nusretüddin Hasan beyin beyliği, bu tarihe kadar devam etti. Bu tarihten sonra iseSultan I. Alaaddin Keykubat’ın emriyle öldürüldü. Zira Sultan Alaaddin, devlet idaresinde nüfuz ve tahakkümünü oluşturmak amacıyla bazı beyleri ve bazı ileri gelen ümerâyı öldürtmüştü. Nusretüddin Hasan beyin ise ne amaçla öldürüldüğü kesinlik kazanmamakla birlikte, böylesine deneyimli ve nüfuz sahibi bir beyden kurtulmak amacıyla Sultan’ın, onu öldürttüğü düşünülebilir.[11]

Nusretüddin Hasan beyin 1234’te öldürülmesinin ardından, Maraş Emirliği’ne oğlu Muzafereddin getirildi. Muzafereddin, 1241’e kadar Maraş Emirliği yaptı.[12]

[1] Gökhan, age., s. 54.

[2] Gökhan, age., s. 54-55.

[3] Gökhan, age., s. 56; Cahen, age., s. 66; Kaya, agm., s. 340.

[4] Gökhan, age., s. 56; Gökhan, agm., s. 347; Bayram Ayna, “Türk Fethinden Dulkadiroğulları Dönemine Kadar Maraş Bölgesi Tarihi (1085-1337)”,Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kahramanmaraş, 2003, s. 42.

[5]İbn Bibi (El-Hüseyin B. Muhammed B. Ali El-Ca’feri Er-Rugadi), (1281). El Evamirü’l-Ala’iyyeFi’l-Umuri’l-Ala’iye (Selçuk Name) I, Hazırlayan: Mürsel Öztürk, T.C. Kültür Bakanlığı, Ankara,1996, s. 133.

[6]Gökhan, agm., s. 347-348.

[7]Cahen, age., s. 73-74.

[8]İbn Bibi, age., s. 201-206;  Gökhan, agm., s. 348-349; İbn Bibi,Anadolu Selçukî Devleti Tarihi (İbn Bibi’nin Farsça Muhtasar Selçuknâmesi’nden), Çev. Nuri Gençosman, Uzluk Basımevi, Ankara, 1941, s. 77.

[9] Kaya, agm., s. 340; Gökhan, agm., s. 349.

[10] Gökhan, agm., s. 349.

[11] Kaya, agm., s. 340; Gökhan, agm., s. 349.

[12] Gökhan, agm., s. 349.