Teketek Haber

Savaşın Cereyan Etmesi

Savaşın Cereyan Etmesi
25 Mayıs 2018 - 11:31

Eyyûbîler Akçaderbend’in güney yönünden harekete geçerken Selçuklular kuzey yönünü tutarak kapatmışlardı. Bölge çok sarp ve dağlıktı. En dar yeri 2 metre en geniş yeride 4,5 metre ve uzunluğu 2,5 kilometreyi[1] bulan Akçaderbend’i tutan Selçuklu kuvvetleri Eyyûbîlerin bu geçidin içine girmelerine mani oldular. İki taraf arasındaki savaşı anlatan dönemin muasır müellifi Halepli Kemaleddin İbnü’l-Adim, Selçuklu ordusunun Zeli[2] ile Akçaderbend’in güneyine yerleştiğini ve sultanlarının da onlarla birlikte olduğunu yazmaktadır. Burada Selçuklu kuvvetleri Nurkgal (Nurhak Dağı) Dağın’a yakın Akçaderbend ağzını kapatmışlardı. Geçidin ağzından ve yanlarından çıkan askerler Eyyûbî kuvvetlerine saldırmakta ve onları katlettiklerini, sonra geri çekilmekteydiler. Bu durum karşısında Eyyubî kuvvetleri ağır zayiat vermekte ve ilerleyememekteydi.[3]  Selçuklu müellifi İbn Bibi ise iki taraf arasındaki çatışmayı benzer ifadelerle anlatmaktadır. “Sabahleyin Anadolu ve Harezm askerleri derbendden dışarıya çıkıp Şam askerleriyle vuruşup savaşıyorlar, çok sayıda insanı yaralayıp sakat bırakıyorlar veya öldürüyorlardı[4] Kaynaklar belirtmemekle birlikte günlerce devam eden bu çarpışmalarda Eyyûbîler büyük zayiat verdikleri gibi ordularının iaşesi de bitmişti.

Verdikleri ağır kayıplar nedeniyle Akçaderbend’i geçemeyeceklerini anlayan Eyyubî kuvvetleri buraya yakın güney doğu yönünde Gölbaşı üzerinden geçmeyi denediler. Buradan Elbistan yönüne giden küçük geçitler bulunmaktaydı. Bunlar Duzâhdere[5] ve Bafnik[6] geçitleriydi. Bu geçitlerin Eyyûbîler tarafından zorlanacağı istihbaratını alan I. Alâeddin Keykubâd birliklerini buraları tutmakla görevlendirdi. Akçaderbend’den çekilen Eyyubî ordusu Gölbaşı üzerinden şimdiki GölbaşıNurhak karayolunun geçtiği vadiden Elbistan’a doğru ilerlemeye başladı. Bölgeyi çok iyi bilen Selçuklu kuvvetleri söz konusu geçitleri de kapatmıştı. İbn Bibi yüksek bir yerde olan bu geçitleri tutmak üzere sultanın askerlerini buraya sevk ettiğini bildirmektedir.[7] Bu geçitlere girmekten imtina eden Eyyûbî ordusu ile Selçuklu ordusu arasında Akçaderbend’e benzer çarpışmalar burada da cereyan etmiştir. Burada da ağır kayıplar veren Eyyûbîler geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Eyyûbîler ile Selçuklular arasında başta Akçaderbend olmak üzere bölgede bulunan geçitlerin ağızlarında yapılan çatışmalar İslam kaynaklarında “Derbendler Yılı” savaşı olarak isimlendirilmiştir.[8]

Bu arada Eyyûbî melikleri arasında ihtilaf da çıkmıştı. Dımaşk meliki Eşref ile Hıms meliki Mücahid’e gelen bilgilere göre Melik Kâmil Anadolu’yu aldığı takdirde burayı Eyyûbî melikleri arasında paylaştırıp kendisi de Şam ve Mısır topraklarını alacaktı. Zaten Melik Kâmil Rakka’yı Eşref’ten istemekteydi. O buna razı olmamıştı. Eşref ağabeyine Şam’da Dımaşk’ı alarak Emevi kürsüsüyle iktifa etmeyeceğini biliyordu. Bu olaylar olurken Eşref ile Hıms sahibi Mücahid bir araya gelerek durumu görüştüler. Kâmil’in gerçek niyetini öğrendiler. Bu arada başarısızlığa uğrayan Kâmil Besni taraflarına çekilmek amacıyla Enzinit[9] gölüne geldi. Buradan ordusunu alarak HısnMansur tarafına çekildi.[10] Bir miktar asker göndererek bu kaleyi tahrip ettirdi. Kendisi de Fırat Nehri’ni geçerek Siverek’e geldi. İbnü’l- Adim’in belirttiğine göre Harput Artuklu hükümdarı, Melik Kâmil’in yanına gelerek onu kendi ülkesi üzerinden Anadolu’ya girmeye teşvik etti. Hatta o “Bizim yanımızdaki yoldan Bilad-ı Rum’a girmek daha kolaydır” dedi. Bu Harputlu hükümdarının Nizameddin İbrahim’in oğullarından Ahmet veya Hızır olduğu rivayet edilmektedir.[11] Başka bir rivayete göre Nizameddin İbrahim’den sonra Artuklu Beyi olan oğlu İzzeddin İbrahim kardeşi Hızır ile onun oğlu Nureddin Artukşah’ın Harput Artuklularının başına geçtiği belirtilmektedir. Güçlü ihtimalle de son Harput Artuklu Beyi Nureddin Artukşah’mış.[12] O, Eyyûbîler çekilip de I. Alâeddin Keykubâd’ın hışmına uğramaktan çekiniyordu. Daha önce Eyyûbîleri Anadolu’yu istilaya kışkırtanlardan biri de oydu.[13]

Melik Kâmil, kardeşleri ve akrabalarının bir kısmının dağılmasına rağmen oğlu en-Necmeddin Salih ile birlikte Harput üzerinden Anadolu’ya girmeye karar verdi. Kendisi Siverek’de kalarak Hama meliki el-Muzaffer, kardeşinin oğlu melik Nasır Davud b. Muazzam, komutanlarından et- Tavvaşî Şemseddin Savvab ve emir Fahreddin el-Bayasî’yi bir mikdar kuvvetle Harput tarafına gönderdi. Melik Nasır Davud gecikince 2500 ya da 5000 atlı ile et- Tavvaşî Şemseddin Savvab Harput’a doğru ilerlemişti. Onunla birlikte Hama meliki El- Muzaffer de vardı. Onlar Çermik, Ergani (Arkanin) yolu ile Harput’a vardı.[14] Buna karşılık I.Alâeddin Keykubâd Malatya’ya gelmişti. O, ordusunu Mübarezeddin Çavlı, Behramşah, Şemseddin Altunapa ve Bedreddin Yakut gibi büyük emirlerin idaresine vererek sağ, sol ve merkez kanatları, öncü ve artçıları ile güçlendirdi. Kamareddin Kamyar, Eyyûbî ordusu göl civarında (Hazar Gölü) olduğu için o bölgeye gitmişti. Onların geldiği ve muharebenin başlamak üzere olduğu haberi gelince Kamareddin Kamyar da oraya yetişmişti. Harput Ovası’nda iki taraf arasında yapılan savaşta Eyyûbîler yenildi. Tavvaşî Şemseddin Savvab ve Hama meliki el-Muzaffer Harput Kalesi’ne kaçtılar. Selçuklu güçleri Harput Kalesi’ni kuşatmış ve buraya getirilen 19 mancınık ile kale surları dövülmeye başlanmıştı. 24 gün sonra Harput Artukluları ve kale içinde bulunan Eyyûbî komutanları teslim olmak zorunda kaldılar.  Siverek’de beklemekte olan Melik Kâmil yenilgi haberini alınca ülkesine çekilmeye karar verdi.[15] I.Alâeddin Keykubâd ise Harput’da bulunan Artuklu Devleti’ne son vererek sahibini affetmiş, onun kalelerini almış ve kendisine de Akşehir’i ikta etmiştir. Esir edilen Eyyûbî ileri gelenlerine iltifatlar eden Selçuklu sultanı onları memleketlerine göndermiştir.[16]

5.4.Maraş Valisi Nusretüddin Hasan Bey’in Öldürülmesi

Maraş Emiri Nusretüddin Hasan Bey’in, Eyyûbîlerin Akçaderbend’e yürüyüşleri sırasında I.Alâeddin Keykubâda büyük faydası dokunmuştu. Onun uzun yıllardan beri Maraş’ı yönetmesi ve bölgeyi çok iyi tanımasından dolayı Selçuklu ordusunun başarı kazanmasında büyük rolü olduğu söylenebilir. Selçuklu ümerasının da en deneyimlilerinden biri olan ve uzun yıllardan beri Maraş Emiri bulunan Nusretüddin Hasan Bey’in yaşı bir hayli ilerlemişti. Bu sırada I.Alâeddin Keykubâd ile arası açıldı. Sultan önce elinden Pertus Kalesi’ni almış, daha sonra da bir sebepten bu değerli devlet adamını idam ettirmiştir.[17]

I.Alâeddin Keykubâdın, Nusretüddin Hasan Bey’i ortadan kaldırması bir iç hesaplaşmanın sonucu olmalıdır. 1220’de tahta geçtikten sonra, 1211’de ağabeyi I. İzzeddin Keykâvus ile saltanat kavgasına giriştiğinde kendisine muhalif olan emirlerin çoğunu ortadan kaldırarak intikamını almıştı. Ancak bu sırada ağabeyinin tahta geçmesinde en fazla etkili olan Maraş Emiri Nusretüddin Hasan Bey’e dokunmamıştı. Sultanın Maraş emirini o zaman ortadan kaldırmamasının sebebini bilemiyoruz. Ancak büyük bir nüfuzu olmasına rağmen Nusretüddin Hasan, I.İzzeddin Keykâvusun saltanatı sırasında makam ve menfaat peşinde koşmamış ve devlete sadakatle hizmet etmişti. Eyyûbîlere karşı düzenlenen Halep seferinin mağlubiyetle sonuçlanmasında dahli bulunduğu töhmetiyle Maraş emirinin kardeşi ve damadının sultan tarafından öldürülmesine rağmen bir ses çıkarmamış ve devlete de bir küskünlüğü olmamıştı. I.Alâeddin Keykubâd’ın bu değerli emiri ortadan kaldırmasının sebebi kesin olmamakla birlikte böylesine nüfuzlu bir komutandan kurtulmak istemesi şeklinde açıklanabilir.[18]

Nusretüddin Hasan Bey’in öldürülmesinden sonra arka arakaya iki oğlu Maraş valisi olmuştur. Diğer aile efradı ise Elbistan’da yaşamaya devam etmişlerdir. M. Halil Yinanç, İslam Ansiklopedisi’ne yazdığı Elbistan maddesinde hiçbir kaynak ve belge göstermeden günümüzde Elbistan’da yaşayan Emir Hasanoğulları ailesinin Nusretüddin Hasan Bey’in soyundan geldiğini ifade etmektedir.[19]

[1] Faruk Sümer, s.68.

[2] Burası Akçaderbend’in Elbistan tarafında bulunan Zilli Han olduğu köy olmalıdır.

[3] İbnü’l- Adim, II, s.674.

[4] İbn Bibi, I, s.436.

[5] Duzah-dere: Bugün bölgede Tuzakdere olarak bilinen ve Akçaderbend’e paralel olarak uzanan geçit olmalıdır. Kesin olmamakla birlikte günümüzde Gölbaşı’na bağlı Narlı-Malatya Demiryolu’nun bir istasyonu olan Kapıdere olma ihtimali yüksektir

[6] Bafnik: Bafnik ya da Pağnik: Adıyaman’n Gölbaşı kazasının kuzeydoğusunda şimdiki Akçakaya köyü denilen mevkidir. Burası Akçaderbend yakınında bulunan diğer bir geçidin adıdır Bkz: Kanunî Devri Malatya Tahrir Defteri (1560), (Yay. Refet Yinanç- Mesut Elibüyük), Gazi Üniversitesi Yay., Ankara 1993, s.496.

[7] İbn Bibi, I, s.437.

[8] Turan, s.545.

[9] Gölbaşına bağlı göllerden biri olup şimdi Azaplı veya Azıntılı olarak bilinmektedir.

[10] İbn Tagrıbirdî, Nücumu’z-Zahire (Neşr: M. Hüseyin Şemseddin), C.VI, Darü’l- Kütüb’ül- İlmiye,  Beyrut 1992, s.251.

[11] Osman Turan, Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, Boğaziçi Yay., İstanbul 1993, s.180-181.

[12] Ertuğrıl Danık, Ortaçağ’da Harput, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 2001, s.11-12.

[13] Turan, s.380.

[14] İbnü’l- Adim, II, s.674; en- Nüveyrî, XXIX,  s.199; İbn Tagribirdî, C. VI, s.251.

[15] en- Nüveyrî, XXIX, s.199; Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye,  s.380.

[16] İbnü’l- Adim, II, s.674; Ebû şame, Zeylü ale’r- Ravzateyn, (neşr: İbrahim şemseddin, Darü’l- İlmiye, Beyrut, s.247; İbn Bibi, II, s.437;  İbn Kesîr, El- Bidaye ve’n- Nihaye, (Çev: Mehmet Keskin), C.XIII, Çağrı Yay., İstanbul 1995, s.280; el-Makrîzî, I/I, 247–249; İbn-i Tagriberdi, VI,  251;  Besim Atalay, Maraş Tarihi ve Coğrafyası,Maarif Vekâleti Yay., Matba-i Amire, İstanbul 1339,  s.40

[17] M. Halil Yinanç, Maraş Emirleri,  Nr. 6 (83), s.346.

[18] M. Halil Yinanç, Maraş Emirleri, Nr. 6 (83), s.346; S.7(84), s.91.

[19] M. Halil Yinanç, Elbistan, İA, s.227.