
Rüveyda KAYMAK
Sonu gelmeyen tek şey ölüm kokmalıydı. Bir sen olmamalıydı mavi, tüm duvarlar ayna yansıtmamalıydı. Ah sen, ah insanoğlu ne kadar da nankör en çok da ‘kör’ … Masumiyeti ve acıyı göremeyecek ne vardı sanki? Annesiz kalmış, saksıda çiçekleri solmuş kadınları sevemeyecek, sevmediği simidi bile sadaka niyetine alamayacak kadar kör ve nankör. İnsanoğlu değil insan kızıyım. Sevemedin benden öte olan beni, dokunamadın kal’ıma. Son istasyon olduğu halde bile inmedin ki gözlerime, nasıl seni görüyor diye yargılayayım? Körsün işte en çok da şu bendeki lacivert tona renk körüsün.
Ne bu bendeki gökkuşağı olma çabası, öyle değil mi? Bir kere bile arkandan koşmayışım batıyor nabzıma. Soğuk soğuk ağlayışım değiyor mahalleme. Sanma sana muhtacım, değilim, gitme diyemedikten sonra muhtaç olsam bile hangi şarkı anlam kokar ki o zaman? Yüklem veya özne hiç fark etmez, olmazsa olmazım değil “olamazım”ın baş harfisin. Bir adım attıktan sonra diğerini garantiye almışçasına özgüven dolduruşundan sanırım bu çekimserlik. Doğru ya sadece çekimserlik, hiç çekmedi ki beni sendeki hatlar. Baz istasyonu olayım seni alan o lanet şehrin.
Sahi sen niye sevemedin sensizliği? Sigaranı sevdiğin kadar sevseydin aramazdım seni böyle sokak sokak; nerde kaldı diye düşünmez, perde arkasında çıkmaz, sokağa bakıp durmazdım belki. Belki belki belki … Olursa olur, olmazsa belki değil mi? Kaç yıl oldu hâlâ dört mevsim var. Aylar ayları hiç kovalamadı, ben de hâlâ sonbahardayım. İşte bak. Sana sonbaharım derken yalan söylememiştim ki nasıl gelsin tekrar ilkbahar? Şimdi buralar sessizden ziyade sessizlik gemisi suskunluğun bedelini veren baba sessizliği, sessizliği katan anne hasreti. Sana bir “Gitme kal, yalan söyledim” diyemedim ya Sezen gibi, en çok ona kızıyor annen. Özlemişsindir sen şimdi buraları.
Hep bir bildiğin vardı, bilmezlerin kaldı bende. Bakma böyle bendeki bu lafügüzafa. Gelseydin derimin altında bu baygın yatışlar olmazdı. Ona söyleyin, geliyorsa sonbaharda gelsin. Yazın her yer çiçek zaten; neticede çiçekleri solmaya yüz tutmuş bir insanım. Bu son olsun. Ha bir de özlemedim, deniz kokan şehirde toprak oldum, zehir kokuyorum…

