Teketek Haber

SOVYET RUS KAYNAKLARINDA SELÇUKLULAR

SOVYET RUS KAYNAKLARINDA SELÇUKLULAR
17 Şubat 2018 - 19:45

Doç. Dr. Ergali ESBOSINOV [1]

İnsanoğlunun düşünce sisteminin gelişmesi ve binlerce yıldan beri devam eden tarihî değişiklikler dikkate alındığında tarih biliminin insanoğlunun geçmişinde çok önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Toplumsal hayattan başlayarak insan yaşamının tüm kollarını kapsayan ya da o kollardan etkilenen tarih bilimi,  hangi millet olursa olsun geçmişinin aynası gibidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın komşusu Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin, günümüz deyişiyle bağımsız Rusya Federasyonu ve Kazakistan dâhil, Yeni Bağımsız Devletler Topluluğunda yürütülen veya yürütülmekte olan bilimsel araştırmalardan haberdar olma, yöre, ülke hakkında yabancı ülkelerdeki bilimsel arşiv/bilgilerden yararlanma günümüz şartlarının sağladığı en güzel olasılıklarından biridir.

Çok yakın zamanlarda olup biten tarihi olaylardan ötürü Kazak tarih bilimi dahil, Sovyet Rus tarih bilimi literatüründe sıkça rastlanan “dünya işçi toplumu”, “milli azınlıklar”, “kardeş proleter sınıfı” “burjuva sınıfı temsilcileri” “dünya proleter sınıfi” gibi deyimleri geçmişin argosu saymamızda yarar vardır. Çünkü o devirde ün kazanmış bilim adamları dahil, sıradan araştırma görevlisi benzeri deyimleri kullanmadan geçemezdi. Irk, inanç ve coğrafyaya bakmaksızın bütün siyasi ve sosyal olayları ancak Marksist gözüyle değerlendirmek zorundaydı. Bu bakımdan ele alındığında, son dönem Osmanlı İmparatorluğuyla, Selçuklular Dönemi dahil Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihi etrafında yoğunlaşan, bu bağlamda Selçuklu ve Osmanlı Devletinin ortaya çıkmasıyla  beraber daha önceki devirler olarak gördüğümüz Selçuklu Hanedanlığı da dönemin özelliği,  siyaset ile tarih  bilimi argosu gereğince kaydedilmesi şeklinde ortaya çıkar. Herhangi bir sosyal bilimde olduğu gibi tarih bilimi için de 25-30 yıllık süreç fazla sayılamaz. Bu zaman diliminde onlarca sene, bazı durumlarda şiddetle uygulanan görüş, öngörüş ve alışkılıkları silme ya da değiştirme, daha beteri yenisini uygulama olasılık dışında sayılan bir iştir. Örneğin, 1986 y. Moskova’da “Sovetskiy Ensiklopediçeskiy Slovar – Sovyet Ansiklopedik Sözlüğü’ndeki” “Selçuklular” maddesi tipik bir Sovyet argosu standartı gereğince 5-6 cümleyle sınırlı tutulan maddeyle yetinmiştir, (bknz: Sovetskiy Ensiklopediçeskiy Slovar, 1986: s. 1191.) Benzeri bilgileri Kazakistan yayımlarından da görebiliyoruz ki, 1 sayfaya sığdırılmış olan Selçuk, Selçuklular Hanedanlığı, Selçuklular Sultanlığı, Selçuklular maddeleri buna bir örnektir, (bknz: Kazak Ulttık Ensiklopedyası – Kazak Milli Ansiklopedisi, 2005: s. 530.) Benzeri kısa ve rehber bilgilerin dışında akademik çevrelerce tanınan ve beğenilen eserler de az değildir. Örneğin, makalemizde asıl bilgiler olarak kullandığımız A.D.Noviçev’in araştırması kayda değer bilgilerle, kapsamlı değerlendirmelerle doludur. Bineanaleyh, Selçuklu Dönemini takiben Osmanlı Devleti’nin geçmişini öğrenmede Mikayil Serafimoviç Meyer’in (1936 y. Moskova doğumlu), Galina A.Kleynman’ın, Aron Davıdoviç Noviçev ve Mikayil Pavloviç Vronçenko’nun (d.t.-1802, ö.t.-1855) özel yeri vardır. M.P. Vronçenko, Çarlık Rusyası Coğrafi Derneğinin üyesi, mesleğince askeri geodezist’ti (askeri haritabilimci).

1828-1829 yıllarındaki Rus-Türk Savaşı’na görevli giderek, askeri birliklerin geçtiği yerlerin topografik incelenmesinde aktif rol üstlenen birisi, savaş sırasında harita çalışmalarına Rumeli’nde,  Balkanlarda ve Moldova sınırlarında yürütür. Rus-Türk Savaşı sonrası 1830-1833 yılları arasında haritacılık çalışmalarını Trakya’da, Bulgaristan ve Sırbistan’da devam eder. Yakın zamanlara ait Türk-Rus ilişkileri çerçevesinde olan bilimsel alış-verişle bilgi aktarımı her iki milletin gölgeli ilişkileri bir yana,  çevresine yenilikle bilim, kültürle sanat paylaşımını da getirdiği ortadadır. Bir zamanlar Anadolu’nun dört bir köşesini atla-yaya dolaşan ünlü Rus bilim adamının dedikleri günümüzde de geçerliliğini sürdürmektedir: “Anadolu’da 10 bin verst[2] mesafe kaydettim. 100-den fazla noktanın astronomik ve topografik bilgilerini netleştirdim. Sayısızca kara yol ve su ulaşımına uyan ve uymayan nehirleri ve sahillerini haritaya aktardım. Nehirlerin sahil özelliklerinden bahsetmeyi ihmal etmedim. Yol üzerindeki kasaba, şehirlerle ilgili bilgi topladım, sıradan vatandaşlarla sohbet ettim. Köylü, çiftçi, esnaf gibi Anadolu hayatının direği olanlardan Rusya hakkında Rus halkı üzerine düşüncelerini öğrenmeye çalıştım. Bu arada Rus-Türk Savaşı’nın bitmesi, ama daha önemlisi Rus Ordusuna esir düşen Türk askerlerinin ülkelerine dönmelerine izin verilmesi ve İbrahim Paşa önderliğindeki Mısırlı askerilerin İstanbul’a gelmelerine Rusların engel olmaları söylentileri çalışmalarımı güvenle sürdürebilmeme neden oldu. Anadolu’nun doğal güzelliklerine hayranım, sıradan vatandaşların boşuna harcanan emekleri için üzülüyorum. Bütün ekonomik gücün İzmirli ve İstanbullu tüccar ve saraflarının elinde bulunduklarını fark ettim. Anadolu’nun iç kısmına para ulaşmaz, olsa olsa ondan biri zar zor ulaşır ve erir gider.  Anadolu’yla Rusya’nın ikili ticaretinin son derece verimli olacağına inanıyorum. Rus ticareti İstanbul’la sınırlanmayıp Anadolu’ya yüzünü döndürmelidir. Üzerine durduğumuz Anadolu haritacılığı, sahasındaki bütün bölgedeki ilk bilimsel çalışmadır, bir kolu Orta Doğu ülkelerine değin uzamaktadır” (G.А.Кleynman, 1978: s.93).

[1] Almatı/KAZAKİSTAN ergaliesb@mail.ru.

 

[2] 1 verst = 3500 feet, 1,06 km:  http://slovaronline.com/search.word=верст (08.11.2016).