BIST 100
15.133,54 0,47%
DOLAR
45,3615 0,01%
EURO
53,4500 -0,06%
GRAM ALTIN
6.899,50 0,35%
FAİZ
41,71 2,61%
GÜMÜŞ GRAM
125,60 7,19%
BITCOIN
81.987,00 1,57%
GBP/TRY
61,8185 -0,11%
EUR/USD
1,1777 -0,08%
BRENT
104,27 2,94%
ÇEYREK ALTIN
11.280,69 0,35%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
20 °

Tövbe makamı

Allah Teâlâ şöyle buyurur:وَتُوبُوا اِلَى اللّٰهِ جَمٖيعًا اَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ “...Ey Müminler! Hepiniz Allah'a tövbe ediniz. Umulur ki, kurtuluşa erersiniz.”[1]

Bu ayet Medenî bir ayettir. Yani, Allah bu ayetle, iman etmelerinden, sabretmelerinden, hicret etmelerinden, cihad etmelerinden sonra bile, mahlûkatın en hayırlılarına tövbe etmelerini emretti. Sonra da müsebbebi sebebe bağlama kabilinden felâha ermeyi tövbe etmeye bağladı. Ayrıca ümit ifade eden “lealle” edatının kullanılması, “Allah’a tövbe ettiğiniz zaman, felaha erme ümidi beslersiniz. Felaha ermeyi de sadece tövbe edenler ümit ederler.” anlamını beyan eder.

Allah Teâlâ şöyle buyurur: وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُولٰئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ “Kim tövbe etmezse, işte onlar zalimlerdir.”[2]

Ayetlerde Allah kullarını tövbe edenler ve zalimler diye iki kısma ayırdı. Bu ayırımda kesinlikle üçüncüsü yok.

Sahîh'de geçen bir hadiste, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Ey İnsanlar! Allah'a tövbe ediniz. Vallahi, ben günde yetmişten fazla Allah'a tövbe ediyorum.”[3]

Sahabiler bir meclisten dağılmadan önce şu duayı Peygamberimize (s.a.v) okurlardı: رب اغفر لى وتب عليّ إنك أنت التواب الرحيم “Ey Rabbim! Beni bağışla, tövbemi kabul et. Sen Tevvâb ve Rahîmsin.”

Sahîh olarak rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (s.a.v), “Hiçbirinizi ameli kurtarmaz.” Sahabiler, “Seni de mi, ey Allah'ın Resulü?” diye sorduklarında, Peygamberimiz (s.a.v) “Allah Teâlâ’nın rahmeti ve fazlı beni kuşatması olmazsa, evet, beni de.”[4] buyurur.

Sâlik tövbeden asla ayrılmasın. Çünkü tövbe makamı makamların başı, ortası ve sonudur. Tövbe kulluğun hem bidayeti hem de nihayetidir. Bidayette olduğu gibi, nihayette de kulun tövbe ihtiyacı zaruridir.

Şeyh Muhammed bin Bekir (k.s) şöyle söyler: “Her günahın mutlaka bir izi bulunur. Günahın izi bazen tövbeyle, bazen kötülükleri silen iyiliklerle, bazen kefaret olan musibetlerle, bazen izinden arınmak için Cehenneme girmek suretiyle kalkar. Çün­kü Cennette zerre kir bulunmaz. Cennete sadece her yönüyle temiz olanlar girer. Cehennemle arındığı, kirin, pasın izi silindiği zaman, her kötülüğün yerine bir iyilik verilir. Tövbenin bu kiri arındırması, ateşle arındırmasından daha büyüktür ve Allah’a daha sevimlidir. Ateşin arındırması ise tövbeye bedeldir. Çünkü tövbe asıldır.

Tövbe ile tebdil, ateşe girdikten sonraki tebdilden bile daha evlâdır. Çünkü tövbe eden pişmanlığıyla her kötülüğü iyiliğe tebdil eder, çevirir. Çünkü iyi olan bu kötülüğün tövbesidir. Her günahtan tövbe etme iyiliktir. İşlediği her kötülük yerine gelen tövbe ile zail olur. Böylece her kötülüğün yerine bir iyilik gelir. Bunu iyi düşün. Bu yorum tevcihlerin en hoş olanlarındandır.

Bazen miktar olarak bu iyilik o kötülüğe eşit olur, bazen daha az olur, bazen de daha çok. Bu durum tövbenin içtenliğine, tövbe edenin sadakatine, kararlığına, bunlarla birlikte maslahat ve faydasının bu kötülüğün mefsedete baskın gelen kalp amelinin durumuna göre değişir. Bütün bunlar tövbe meselelerinin esrarı ve inceliklerindendir.

Ârif-i billahın günahı ve durumu, zillet, inkisar, haşyet, inabe, şeytanın isteklerini daha büyük iyilik ve iyiliklerle bertaraf etme neticesiyle, bazen günahından daha büyük, daha çok, daha yüce fayda ve Allah’a daha sevimli iyilikler terettüp edebilir. Hatta şeytan bile şöyle söyler: ‘Keşke ben onu düşürdüğüm günaha düşürmeseydim!’ Şeytan o kişiyi günaha düşürdüğüne, o günahı işleyen kişinin pişmanlığı kadar pişmanlık duyar. Lakin bu iki pişmanlık birbirinden oldukça farklıdır.

Âlemlerin Rabbi olan Allah yücedir, cömertlerin en cömerdidir, ikram edenlerin en kerimidir, iyilik edendir, lütfu boldur, kullarına çeşitli ihsanlarda bulunmayı, her türlü yoldan her türlü şekilde ihsanlarını kullarına ulaştırmayı sever. O’ndan başka ilah yoktur, Rahman ve Rahimdir.” Muhammed Ebu Bekir’in sözü burada sona erdi.

Şeyh Ömer Sühreverdi (k.s) Avârif’te şöyle söyler: “Tövbe her makamın aslı, her halin anahtarı ve her makamın kıvamıdır. Tövbe makamların birincisidir. Binaya nispetle temel mesabesindedir. Temeli olmazsa, bina da olmaz. Tövbesi olmayanın hali de makamı da olmaz. Bildiğim kadarıyla, gücüm ve gayretim ölçüsünde makamları, halleri ve neticelerini tecrübe ettim. İmanın sıhhati, kökleri ve şartlarından sonra üç şeyde cemedildiğini gördüm. İmanla birlikte dört olur. Sonra tövbeyi, hakiki manevi viladetin kazanımında, sünnet-i ilaheyisini icra ederek tabiî viladeti sağlamayı teşkil eden dört tabiat mesabesinde gördüm.

Bu dört şeyin hakikatlerini gerçekleştiren kişi göklerin melekûtuna girer, kaderi ve ayetleri keşfeder, Allah Teâlâ’nın münzel kelimelerini fehmetmeye ve zevkine varma hâsıl olur. Bütün halleri ve makamları adım adım gezer. Bunların hepsi bu dört şeyden zuhur eder, hazırlanır ve emin olur. İmandan sonra üçte biri tövbe-i nasuhtur, ikincisi dünyada zühddür, üçüncüsü Allah için zâhirî ve bâtınî olarak amele devam etmek suretiyle, ubudiyet makamını gerçekleştirmektir. Kalbî ve kâlibî amellerin bâtınî olanını kesintisiz ve eksiksiz yapmaktır.

Sonra bu dört şeyin tamamlanabilmesi için başka dört şeyden yardım alınır. Bu dört şeyle tamamına ve kıvamına erer. Bu dört şey; 1) Az konuşmak, 2) Az yemek, 3) Az uyumak, 4) İnsanlardan uzlet etmektir.

Meşâyih ve zâhid ulema ittifak ettiler ki, bu dört şeyle makamlar tamamlanır, haller müstakim olur, Allah'ın teyîdi, hüsn-i tevfîkiyle ebdâl ebdâl olur. Net bir beyanla anlaşılır ki, diğer makamlar tövbenin sıhhatine göre derecelenir. Tövbeyi başaran kişi, bütün makamları başarır.

İmandan sonra makamların birincisi tövbe-i nasuhtur. Tövbe-i nasuh tövbenin sıhhatinin mebdeinde hallere muhtaçtır. Tövbe sahîh olduğu zaman, makamlara ve hallere şamil olur. Tövbenin başlangıcında bir kontrol edici unsurun bulunması gerekir. Vicdanın kontrol edici unsuru haldir. Hallerin mevhibe olduğunu esasına göre, hal Allah’tan bir mevhibesidir. Kontrol etme hali tövbenin anahtarıdır, mebdeidir. Kontrol edici unsur bâtında bir haldir. Allah onu hazırlar. Varlığı için naip gerekir. Akabinde kontrol edildikten sonra kul intibah halini bulur.”

Ebu Yezîd (k.s) şöyle söyler: “İntibâh alâmeti beştir; 1) Nefsini hatırladığı zaman, acizliğini anlar, 2) Günahını hatırladığı zaman, istiğfar eder, 3) Dünyayı anladığı zaman, ibret alır, 4) Ahireti hatırladığı zaman, müjdeler, 5) Mevlâ’yı hatırladığı zaman ise, iftihar eder.”

Birisi şöyle söyler: “İntibah hayır delâletlerinin ilkleridir. Çünkü kul gaflet uykusundan uyandığı zaman, bu intibah onu teyakkuza sevk eder. Teyakkuz ettiği zaman, bu teyakkuz hali onu rüşd yolunu talep etmeyi gerektirir, sonuçta talep eder. Talep ettiği zaman, hak yolda olmadığını anlar. Hemen hakkı talep eder. Tövbe kapısına rücu eder. Sonra intibahıyla teyakkuz hali verilir.”

Faris (k.s) şöyle söyler: “Hallerin en vefalısı teyakkuz ve ibret almadır.”

Denir ki, “Yakaza hali sahih olduğu zaman, hal sâhibi tövbe yolunun başlarında demektir.”

Denir ki, “Yakaza hali Allah'tan korkanların kalplerine Mevla tarafından tövbe talep etmeye sevk eden bir kuvvettir. Bu hal onları tövbe talep etmeye sevk eder. Yakaza hali tamamlandığı zaman, tövbe makamına nakledilir. Bunlar tövbeden önce gelen üç haldir. Sonra tövbe kendi istikâmetinde muhasebeye ihtiyaç duyar. Tövbe ancak muhasebe ile müstakim olur. Muhasebe ise nefesleri korur, duyu organlarını, vakitlere riayeti, mühim şeyleri tercih etmeyi zabteder. Kul Allah’ın gündüz ve gecede beş vakit namazı rahmet olarak farz kıldığını bilir. Çünkü hevası kendine kul ve köle yapmaması için, Allah kulunu da kuluna gafletin istilasını da gayet iyi bilir. Beş vakit namaz rububiyetin hakkını eda etmek için nefisleri ubudiyet mahalline çeken bir silsiledir.

Kul her namazı müteakip diğer namaza hüsn-i muhasebe ile kendini murakabe eder. Hüsn-i muhasebe ve riayetle şeytanın menfezlerine hükmeder. Hüsn-i tövbe ve istiğfarla kalbin düğümlerini çözdükten sonra namaza başlar.

Şeriata muhalif her kelime ve hareket kalpte siyah bir nokta bırakır, kalbe bir düğüm atar. Gözden geçiren muhasib azalarını zabt etmek suretiyle batınını namaza hazırlar, muhasebe makamını gerçekleştirir. Bu durumda namazı için diğer namaza kadar namazının cüzleri üzerine parlayan bir nur belirir. Namazı vaktin nuruyla tam münevver olmaya, vakti de namazın nuruyla mamur münevver olmaya sürgit devam eder.”

Ebu Osman Mağribî'den naklen, o şöyle söyler: “Bu yolda insana lazım olan şeylerin en efdali muhasebe, murakabe ve ameli bilme siyasetidir. Tövbe sahîh olduğu zaman, inâbe de sahîh olur.”

İbrahim bin Edhem (k.s) şöyle söyler. “Kul tövbesinde sadakat gösterirse, münîb olur. Çünkü inabe tövbenin ikinci derecesidir.”

Ebu Saîd Kuraşî şöyle söyler: “Münib kendisini Allah'tan meşgul eden herşeyden uzaklaşarak Allah'a dönendir. Tövbe ve inâbe sadece mücâhede sadakatiyle müstakim olur. Kul mücâhedede sadece sabrın bulunmasıyla sâdık olur. Sabrın çeşitleri vardır. Sabrın faziletleri pek çoktur. Çünkü sabır makamların en yücesidir.”

Âlimlerden biri şöyle söyler: “Hangi şey sabırdan daha faziletli olabilir ki, Allah Teâlâ kelamının doksan küsur yerinde sabrı zikretmiştir “

Peygamberimiz (s.a.v) İbn Abbâs’a (r.a) şöyle tavsiyede bulunur: “Allah için rızada yakîn ile amel et. Eğer olmazsa, sabırda pek çok hayır vardır.”[5]

Rıza, sabır, havf ve reca makamı yakîn ehlinin makamlarındandır. Korku kulu tövbeye sevk eder. Kulun korkusu olmazsa, tövbe edemez. Eğer kulun recası olmazsa, korkusu olmaz. Bu ikisi müminin kalbinde hep birbirini gerektirir.

Peygamberimiz (s.a.v) ölüm ânındayken bir adamın yanına girip, “Kendini nasıl buluyorsun?” diye sorduğunda, Adam, “Günahlarımdan korktuğumu içimde hissediyorum, ama Rabbimin rahmetini umuyorum.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Böyle bir yerde kulun kalbinde havf ve reca birlikte bulunursa, Allah umduğunu verir, korktuğundan emin kılar.”[6]

وَلَا تُلْقُوا بِاَيْدٖيكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِ “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız “[7] ayetinin tefsirinde şöyle denir: Kul büyük günahlar işler, sonra şöyle söyler: “Ben helâk oldum, artık bana hiçbir amel fayda vermez.”

Tövbe eden korktuğu için tövbe eder, mağfiret umut eder. Sonra tövbe eden, azalarını mekruh olan şeylerden alıkoyar, itaatine Allah’ın nimetleriyle yardım ister, nimetlere şükreder. Çünkü uzuvların her biri ayrı bir nimettir. Şükrü ise masiyetten alıkoymak, taatte kullanmaktır. Nimete şükredenler, müstakim tövbe edenden daha çoktur.

Tövbe makamı bu makamların hepsini cemettiği zaman, tövbe makamı, zecr halini, intibah halini, teyakkuz halini, nefse ve hevaya muhalefeti, mucahedeyi, takvayı, fiillerinin ayıplarını görmeyi, inâbeyi, sabrı, rızayı, muhasebeyi, murakabeyi, riayeyi, şükrü, havfı ve recayı da cemetmiş olur.

Tövbe-i nasuh sahih, nefis tezkiye olduğu, kalp ayinesi cilâlandığı, dünyanın çirkinliği belirginleştiği zaman, zühd hâsıl olur. Zâhid bu halde tevekkülü gerçekleştirir. Çünkü mev’uda itimadı olmadan, mevcutta zâhid olamaz. Allah’ın vaadine sükûn bulma ise ayn-ı tevekküldür.

Zühd hakkında sorulduğunda, Ali bin Ebi Tâlib (r.a) “Dünya nimetlerini yiyen kişi ister mümin olsun, ister kâfir olsun, hiç önem vermemendir.” diye cevap verir.

Şiblî’ye zühd hakkında sorduklarında, şöyle söyler: “Sana yazıklar olsun! Sivrisineğin kanadı kadar bile olmayan bir şey için zühdde bulunmak da nedir ki?”

Ebu Bekir Vâsıtî şöyle söyler: “Daha ne zamana kadar Allah'ın katında sivri­sineğin kanadı kadar bile değeri olmayan şeyden yüz çevirmekle bir şey yaptığını zannedeceksin?”

Tövbede müstakim ve dünyada zâhid olun kişi, diğer makamları da tamamlar. Sonra bâtın masiyet düşüncelerinden temizlenir.

Denir ki, “Günahları yazan melek yirmi yıl aleyhine hiçbir şey yazmadıkça, mürid mürid olamaz.”

Müridin yirmi sene günah işlememesi, masum olmasını gerektirmez. Fakat sâdık tövbekâr nadiren bir günaha müptela olduğu zaman, günaha karşı içinde pişmanlık duyması sebebiyle, en kısa sürede hemen içinden günahın izini siler.

Pişmanlık tövbedir. Pişman olan kişiye, günahları yazan melek hiçbir şey yazmaz. Tövbe-i nasuh edip dünyada zâhid olduğu zaman, artık sabah yediğinde akşam yiyeceğini, akşam yediğinde sabah yiyeceğini hiç umursamaz. Hele hele biriktirmeyi hiç düşünmez. Yarın kaygısına hiç kapılmaz. Bu halde olan kişi zühdü ve fakrı cemetmiştir.

Zühd fakrdan daha faziletlidir. Zühd fakr ve ziyadesidir. Çünkü fakir bir şeyi ızdırarî olarak bulamayandır. Zahid ise bir şeyi ihtiyari olarak terk edendir.

Kişinin zühdü tevekkülünü gerçekleştirir, tevekkülü rızasını gerçekleştirir, rızası sabrı gerçekleştirir, sabrı nefsi hapsi ve mücahedenin sadakatini gerçekleştirir. Nefsin Allah için hapsi havfını gerçekleştirir. Havfı recasını gerçekleştirir. Tövbe ve zühd ile bütün makamlarda kateder.

Tövbe ve zühd imanın sıhhati, kökleri ve şartlarıyla ve kulda amelin devamıyla birlikte bulunduğu zaman, kul hep zikreden, Kur’an okuyan, namaz kılan veya murakebe yapan olmasıyla fazilet ve amelin sürekliliğini kemale erdirir. Bu mezkur amelleri yapmamasına sadece şer’i bir vacip veya zorunlu tabii önemli bir iş sebep olabilir.

Kalbî amel, şer’i bir hükmü eda etmekten kaynaklanan bir meşguliyetin bulunmasıyla birlikte kalbi istila ettiği zaman, bu amelden bâtınına zarar gelmez.

Hasan Mağazilî'ye tövbe hakkında sorulduğunda, “İnabe tövbesinden mi, yoksa isticabe tövbesinden mi soruyorsun?” diye açıklama ister. Soran kişi “İnabe tövbesi ne?” diye sorduğunda, Hasan Mağazilî “İnabe tövbesi sana kadir olmasından dolayı Allah'tan korkmamandır.” diye cevap verir. Soran kişi “İsticabe tövbesi ne?” diye sorduğunda, Hasan Mağazilî “Sana yakınlığı sebebiyle Allah’tan haya etmendir.” karşılığını verir. Soran kişi tekrar “Kul bu tövbeyi gerçekleştirdiği zaman, belki de namazında masivadan başka kafasına takılanlardan bile tövbe eder, Allah'tan mağfiret ister. İşte bu, Allah'a yakın olanların bâtınları için gerekli bir tövbedir.”

Zünnûn şöyle söyler: “Avamın tövbesi günahlarından dolayıdır. Havâssın tövbesi gafletten dolayıdır. Enbiyanın tövbesi ise diğerlerinin nail olduğu şeylere ulaşma acziyetlerini görmelerinden dolayıdır.”

Sûsî'ye tövbe hakkında sorulduğunda, şöyle cevap verdi: “Tövbe ilmin zemmettiği şeylerden ilmin methettiği şeylere kadar hepsinden dolayı tövbe etmektir. Bu ilmin sarihiyle keşif olunan kişinin zahir ve batınını kapsayan bir vasıftır. Tıpkı güneşin doğmasıyla gece zail olduğu gibi, ilimle beraber cehalet de zail olur. Bu, tövbenin özel ve genel vasıflarıyla tövbenin bütün kısımlarını kapsar. Bu ilim tövbe vasıflarının en özeli ve en geneli olmasıyla zahir ve batının temizlenmesi için zahir ve batın ilmi olur.” Sona erdi.

Ârif ricalullah yoluna sülûk etmek isteyene layık olan, sâliki Allah’tan uzaklaştıran çirkin şeylerden sakınmak, çalışmak, özellikle kibir, ucub, riya, Allah’tan gaflet gibi, Allah katında buğzedilen huylardan kalbin muhafazasına çabalamaktır. Kişi beşerin mübtela olduğu bir şeye mübtela olduğu zaman, iyilik seven, tövbeleri kabul eden Rahim Rabbine hemen tövbe etsin.

Hakîmlerden birine “Kul tövbe ettiği zaman, tövbesinin kabul edilip edilmediğini anlar mı?” diye sorulduğunda, şöyle cevap verir: “Bu hususta kesin bir hüküm yok, ama alâmetleri var. Alametlerinden birisi nefsini günahlardan masum görmemesi, kalbinde sevincin kaybolup hüznün görülmesi, hayır ehline yakınlaşması, fısık ehlinden uzaklaşması, dünyanın azını çok, ahiret amelinin çoğunu az görmesi, kalbini Allah için yapacağı şeylerle meşgul, Allah’ın kendine vaatlerinden ise boş görmesi, her daim dini koruyan, fikrini sürdüren, gamlı bir kişi olmasıdır.”

[1] Nûr, 24/31.

[2] Hucurât, 49/11.

[3] Buhârî, Daavât, 3; Müslim, Zikr, 42; Ebû Dâvud, Diyât, 3.

[4] Buhârî, Rikâk, 18; Müslim, Mûnâfikin, 71; Dârimi, Rikâk, 24.

[5] Beyhakî, el-Esmâü ve's-sıfât, 76.

[6] İbn Mâce, Zühd, 31; Tirmizî, Cenâiz, 11.

[7] Bakara, 2/195.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

Kadıköy EscortPendik EscortDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabethttps://sweethomemedical.com/eskort konyasilvercrestgolf.comradyoenerji.com.tr1xbet1wingrandpashabetgrandpashabetcasibom girişJojobetQueenbetBetcioGalabet girişGalabetbahiscasinocasinoperGrandpashabetgalabetDeneme Bonusubetistextrabetgalabetamgbahisbetasuscasino apipokerklascasibomcasibommeritkingbahiscommarsbahisdeneme bonusubahiscasinosonbahisromabetmatadorbetmatadorbetpadişahbetjojobetjojobetjojobetmeritkingbetmarinobetgitcasinopercasibom girişgrandpashabet girişpusulabet güncel girişpusulabet girişsekabet girişbetgarvdcasino girişholiganbetbetebetCratosroyalbetjojobetcasibom girişgrandpashabetesbet giriştambetbetsavaldoresbet girişcashwinbetsalvadorwbahis girişsonbahiscashwinesbet girişamgbahisgrandpashabetgrandpashabet giriştambet güncel girişesbetradissonbet girişwbahis güncel girişJojobetwbahisgrandpashabetgrandpashabetgrandpashabetCasibomhepbethepbetmercurecasinograndpashabetmatbetmatbetpusulabetvdcasinoibizabetwbahispusulabetpusulabetgrandpashabetvdcasinojojobetjojobetsekabetmatbetteosbet1winbetgitmercurecasinoromabetradissonbetcratosroyalbetCasibomibizabetkralbetpusulabet girişCasibomankara escortradissonbetbetsathttps://peelham.co.uk/https://huongnghiepsongan.com/marsbahismarsbahis girişbetgitJojobet GirişJojobet