
Türk Ali’si Mustafa’nın Ağıdı-II
Sarı Ahmet, kan davası yüzünden hayatını kaybeder. Kırk beş yaşında olan ve hiç kardeşi olmayan Sarı Ahmet evlenip bir yuva da kuramamıştır. Sarı Ahmet’in ölümü üzerine, acısına dayanamayan Sultan, dayısının oğluna şu ağıdı yakar.
Aman n’oluk aman n’oluk
Kaya’ya belini verik
Bir kurşundan adam mı ölür
Alır yerine değik
Şu Ekiz’in başı yüce
Ben ağlarım gündüz gece
Yarpuz’da da büyük Hoca
Beyim seni yuyucular
Yatmış ağalın kuzuna
Örttüm peçemi yüzüme
Ne di seslenmiyon beyim
Küstün mü Börklü kızına
Oturmuşlar sıra sıra
Ben ağlarım dura dura
Tȃ Börklü’den gelin geldim
Namus bana geri gitmek
Çüy camuzu koştu m’ola
Şu depeyi aştı m’ola
Düşman silahı çekince
Ev aklına düştü m’ola
Ben de yandım ben de yandım
Budanık selviye döndüm
Düşünü de devre gördüm
Sevgilimi ölü sandım
Araba geldi dayandı
Gömlek al kana boyandı
Mustafa Bey’in zorundan
Beşikte bebek uyandı
Paltosunu şöyle asın
Şapkasını önüme atın
Gelin Fadime gelmemiş
Antep’e telgraf çekin
Binerdi yavuz atına
Çıkardı yayla dağına
Nasıl kıydın gâvur düşman
Şöylesi babayiğide
Havlusunda gô kır atı
Haymasında çayır otu
Seni vuran adam olsa
Celike’nin hırsız iti
Tomofil gelir üfleyerek
Elektrik parlayarak
Yatmış beyim can veriyor
Kaytan bıyık terleyerek
Binerdi atın iyisine
Sürerdi yolun kıyısına
Gelin Naciye gelmemiş
Emmisinin ölüsüne

