
Tanır kasabasında Veli adında bir genç yaşar. Bu genç iki yaşında annesini kaybeder babası da Veli’ye sahip çıkmaz. Yaşlı bir anneannesi vardır. O sahip çıkar. Anneannesinden başka ilgilenen olmaz. Veli yakışıklı bir genç olur ve kendi kasabasından bir kıza gönlünü kaptırır. Kimseye gönlündekini açamaz, sadece anneannesine açar ama ondan bir fayda göremez. Kız, baba evinde; Veli, büyükanasının yanında eriyip giderler. Veli, saygılı bir gençtir; bu yüzden kızı kaçırmak istemez. Sevdiğine kavuşamadığından kendisine ait olan dut ağacına kendini asar. Veli’nin asıldığını ilk gören Mehmet KARAHAN’dır. Mehmet KARAHAN bu olay üzerine bir ağıt yakar:
Bir gün aramadı vicdansız ata
Şalvar bağlarıyla asıldın duta
Garip âşık derdi kimler anlata
Sorup sıkıntısın alan olmadı
Durum değişirdi olsaydı öncüm
Geçmedi dünyada altının incin
Kaderine bakın böyle bir gencin
Arkadaş olmadı yâren olmadı
Aylarca âşıklar kavruldu tüttü
Yaşamak zoraldı hayaller bitti
Soranlar olmadı herkes unuttu
Yaklaşıp teselli olan olmadı
955 Mayıs ayında
İki âşık var ki, Tanır köyünde
Kimsesiz büyüdü ebe evinde
Dönüp hatırını soran olmadı
İhmallıktan gitti değil kazara
Seven iki âşık geldi nazara
Sevdalı Veli’yi koyduk mezara
Toplantı olmadı, tören olmadı
Allah sana rahmet eylesin Veli’m
Her zaman her yerde o Mevlâ Kerîm
Mehmet KARAHAN’ım yazdı kalemim
Hep gidenler gitti kalan olmadı

