
YKS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte Türkiye genelinde milyonlarca genç ve aile için uzun ve yorucu bir maraton geride kaldı. Kimi öğrenciler hedeflediği başarıya ulaşmanın sevincini yaşarken, kimileri ise aylar süren emeğinin karşılığını alamadığını düşünerek hayal kırıklığıyla baş başa kaldı. Ancak Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden’e göre bugün açıklanan sonuçlar, gençlerin hayatını belirleyen son karar değil; doğru değerlendirildiğinde yeni bir başlangıcın ilk adımı.
Sınav maratonu sona erdi, şimdi doğru tercih zamanı. Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden, gençlerin popüler meslekler yerine kendilerini geliştirebilecekleri alanlara yönelmeleri gerektiğini belirterek, “Geleceği puanlar değil, doğru tercihler ve yaşam boyu öğrenme becerisi belirleyecek” dedi. Sınav sonuçlarının ardından yaşanan duygusal dalgalanmaların son derece doğal olduğunu belirten Dr. Elgiz Henden, gençlerin bu dönemde en büyük hatayı, aldıkları puanı kendi değerleriyle özdeşleştirmek olduğunu söyledi.
Bir Sınav Sonucu Bir Gencin Potansiyelini Ölçemez
Tek bir sınavın yalnızca belirli bir günde ve belirli koşullar altında gösterilen akademik performansı yansıttığını vurgulayan Dr. Elgiz Henden, bir gencin gerçek potansiyelinin ise çok daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek,
“Bugün bilim, sanat, girişimcilik, spor ve teknoloji dünyasında iz bırakan pek çok ismin kariyer yolculuğuna bakıldığında ortak noktanın kusursuz başlangıçlar değil, vazgeçmemek olduğu görülüyor. İlk denemesinde istediği sonucu alamayan pek çok kişi, doğru yönlendirme ve kararlılıkla yıllar sonra kendi alanında önemli başarılara imza atabiliyor. Gençlerin bugün kendilerine sorması gereken soru ‘Yeterli miyim?’ değil, ‘Buradan sonra nasıl bir yol çizeceğim?’ olmalıdır. Çünkü geleceği belirleyen yalnızca puan değildir; alınan kararlar, geliştirilen beceriler ve öğrenmeye devam etme iradesidir.” dedi.
Tercih Listesi Hazırlamadan Önce Duygularınızı Tanıyın
Sınav sonuçlarının hemen ardından yapılan tercihlerin çoğu zaman yoğun duyguların etkisiyle şekillendiğine dikkat çeken Dr. Henden, nörobilim araştırmalarının stres altındaki beynin geleceği olduğundan daha karamsar değerlendirme eğiliminde olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Bu nedenle sonuç açıklandıktan sonraki ilk günlerin, acele karar vermek yerine yaşanan duyguları anlamak için değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Henden, hayal kırıklığının da sevincin de geçici olduğunu, ancak tercih döneminde verilecek kararların uzun yıllar etkisini sürdüreceğini söyledi.
Tercih Dönemi Aslında Bir Hayat Tasarımıdır
Üniversite tercihlerini yalnızca puan sıralamasına göre yapmanın gençlerin geleceği açısından önemli fırsatların kaçırılmasına neden olabileceğini belirten Dr. Elgiz Henden, tercih döneminin temel sorusunun “Hangi üniversiteye girebilirim?” değil, “Nasıl bir yaşam kurmak istiyorum?” olması gerektiğini vurguladı.
Henden’e göre doğru tercih süreci, üniversiteden önce bölümün seçilmesiyle başlıyor. Çünkü öğrencinin ilgi duyduğu alanda kendisini geliştirebileceği, güçlü akademik kadroya, staj olanaklarına, uluslararası bağlantılara ve vizyon sunan bir eğitim ortamına sahip üniversiteyi belirlemesi çok daha sağlıklı sonuçlar doğuruyor.
Henden, “Üniversite yalnızca diploma veren bir kurum değildir; gençlere bakış açısı kazandıran, düşünmeyi öğreten ve geleceğe hazırlayan bir yaşam okuludur. Bu nedenle bölüm kadar o bölümde ders verecek akademisyenler, uygulama imkanları ve üniversitenin sunduğu gelişim ekosistemi de dikkatle incelenmelidir.” dedi.
Yapay Zeka Çağında En Güçlü Meslek Değil, En Güçlü Öğrenen Kazanacak
İş dünyasının yapay zeka, otomasyon ve dijital dönüşüm nedeniyle tarihinin en hızlı değişim dönemlerinden geçtiğini söyleyen Dr. Henden, bugünün popüler mesleklerinin gelecekte aynı avantajı sunmayabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle gençlerin yalnızca bugünün trendlerine göre değil, sürekli öğrenmelerine, kendilerini geliştirmelerine ve değişime uyum sağlamalarına olanak tanıyacak alanlara yönelmelerinin çok daha değerli olacağını belirten Henden, geleceğin en önemli yetkinliğinin “öğrenmeyi öğrenmek” olduğunu ifade etti.
Başarı, Bölümün Adıyla Değil, Kendinizi Nasıl Geliştirdiğinizle Ölçülür
Toplumda bazı bölümlerin gereğinden fazla yüceltildiğini, bazılarının ise haksız biçimde değersiz görüldüğünü belirten Dr. Elgiz Henden, gerçek yaşamın bunun tam tersini gösteren sayısız örnekle dolu olduğunu söyledi.
İyi bir öğretmenin, psikoloğun, yazılımcının, tasarımcının, sağlık profesyonelinin, girişimcinin ya da sanatçının toplum için en az diğer meslekler kadar önemli olduğuna dikkat çeken Henden’e göre başarı, bölüm ismiyle değil; kişinin yaptığı işi nasıl geliştirdiği ve hangi değeri üretebildiğiyle ölçülüyor.
Ailelerin Kuracağı Tek Bir Cümle Geleceği Değiştirebilir
YKS sonuçlarının yalnızca öğrencileri değil, aileleri de yoğun duygularla karşı karşıya bıraktığını belirten Dr. Elgiz Henden, bu dönemde ebeveynlerin kuracağı cümlelerin gençlerin psikolojik dayanıklılığı üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğini söyledi.
Karşılaştıran, eleştiren ve suçlayan ifadelerin özgüveni zedelediğini vurgulayan Henden, bunun yerine koşulsuz kabul duygusunu hissettiren yaklaşımın gençlerin yeniden ayağa kalkmasını kolaylaştırdığını ifade ederek, “Sonuç ne olursa olsun sen bizim için değerlisin’ mesajı, gençlerin bu süreçte duyabileceği en güçlü cümlelerden biridir. Çünkü çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey yargılanmak değil, anlaşılmaktır.” şeklinde konuştu.
Hayatta Başarıya Giden Tek Bir Yol Yok
Önemli olan tek şeyin, kişinin bulunduğu noktayı bir son olarak değil, yeni bir öğrenme ve gelişim fırsatı olarak görebilmesi olduğunu sözlerine ekleyen Dr. Elgiz Henden, sözlerini şöyle tamamladı: “İstediği bölüme bu yıl yerleşen de, yeniden sınava hazırlanmaya karar veren de, farklı bir bölümden bambaşka bir kariyer inşa eden de başarılı olabilir. Bugün elinizdeki sonuç, geleceğiniz hakkında verilmiş kesin bir hüküm değildir. Merakınız, çalışmaya devam etmeniz, öğrenme isteğiniz ve vazgeçmeme kararlılığınız, hayat yolculuğunuzda sınav puanından çok daha belirleyici olacaktır. Bazen hayat bizi istediğimiz yere değil, gelişeceğimiz yere götürür. Belki de bugün elinizde tuttuğunuz sonuç, sandığınızdan çok daha güzel bir hikayenin ilk sayfasıdır.”


